<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Füsun Saka arşivleri - Radyo Gedik</title>
	<atom:link href="https://radyogedik.com.tr/tag/fusun-saka/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://radyogedik.com.tr/tag/fusun-saka/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin İlk ve Tek Kurumsal İnternet Radyosu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 15 Jan 2025 13:05:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.2</generator>

<image>
	<url>https://radyogedik.com.tr/wp-content/uploads/2019/02/cropped-gedikradyologo-32x32.png</url>
	<title>Füsun Saka arşivleri - Radyo Gedik</title>
	<link>https://radyogedik.com.tr/tag/fusun-saka/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Banu Çarmıklı Anlattı: Sanat Koleksiyonerliğinin ABC&#8217;si</title>
		<link>https://radyogedik.com.tr/banu-carmikli-anlatti-sanat-koleksiyonerliginin-abcsi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Radyo Gedik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jan 2025 13:05:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Global Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[Banu Çarmıklı]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun Saka]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://radyogedik.com.tr/?p=14187</guid>

					<description><![CDATA[<p>Füsun Saka ile Bi’Nevi Sohbet’te bu haftanın konuğu Koleksiyoner ve Sanat Yazarı Banu Çarmıklı oldu. ‘Gezdim, Gördüm, Yazdım’ internet sitesinde kültür ve sanata dair yazı ve röportajları okuyucularıyla buluşturan Çarmıklı, sanata olan ilgisini ve koleksiyonerliğe başlangıcını anlattı. Koleksiyonerlerin eser seçiminde dikkat etmesi gerekenleri de paylaşan Çarmıklı “Genç koleksiyonlere tavsiyem kendi jenerasyonlarından genç sanatçıların eserlerini takip [&#8230;]</p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/banu-carmikli-anlatti-sanat-koleksiyonerliginin-abcsi/">Banu Çarmıklı Anlattı: Sanat Koleksiyonerliğinin ABC&#8217;si</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Füsun Saka ile Bi’Nevi Sohbet’te bu haftanın konuğu Koleksiyoner ve Sanat Yazarı Banu Çarmıklı oldu. ‘Gezdim, Gördüm, Yazdım’ internet sitesinde kültür ve sanata dair yazı ve röportajları okuyucularıyla buluşturan Çarmıklı, sanata olan ilgisini ve koleksiyonerliğe başlangıcını anlattı. Koleksiyonerlerin eser seçiminde dikkat etmesi gerekenleri de paylaşan Çarmıklı “Genç koleksiyonlere tavsiyem kendi jenerasyonlarından genç sanatçıların eserlerini takip etmesi” diyor.</p>
<p>Sanatsal altyapısını özellikle Yalçın Sadak ve Rafi Portakal’dan aldığı kurslarla oluşturduğunu kaydeden Çarmıklı, “Çağdaş sanata olan ilgim ise Yalçın Sadak’ın kursları sonrası gelişti. Kendisi felsefe alanında yazılar yazıyor ve şair. Yurt dışında da gördüğüm sergi ve müzelerden sonra eşime bu birikimimiz paylaşma teklifinde bulundum ve 2005’te bir sanat galerisi açtık. Bu süreçte birçok genç sanatçı tanıma fırsatı da buldum” dedi.</p>
<p>2013’e kadar süren sanat galerisi yöneticiliği sonrası edindiği birikimi bir kitapla aktarmak istediğini belirten Çarmıklı, pandemi döneminin kendisi için bir fırsat olduğunu ifade etti: “Eve kapanmalar süresinde sanat dünyasından 150 kişiyle çevrimiçi görüşmeler yaptım. Bence bu, dönemin en önemli arşiv çalışmalarından biri oldu. Röportaj yolculuğum ise kitapla sınırlı kalmadı halen devam ediyor.”</p>
<p>Merdiven Art Space’te genç sanatçılara alan açmaya devam ettiklerini ifade eden Çarmıklı, “Açıldıktan günümüze geçen 10 yılda çok iyi bir noktaya geldik. Sanatçılarımız hem görünürlük kazanıyor orada. Hem açılışlarda küratörleri, müze müdürlerini, sanatçıları birbirleriyle tanışıyor. Bunun yanında sanatçı kitapları da yayınlıyoruz” bilgisini paylaştı.</p>
<p>Çarmıklı koleksiyonerliğe başlamak isteyen sanatseverlere yönelik tavsiyeleri de programda paylaştı.</p>
<p>Füsun Saka ile Bi&#8217;Nevi Sohbet Radyo Gedik&#8217;te:</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: Bİ NEVİ SOHBET - Banu Çarmıklı Anlattı: Sanat Koleksiyonerliğinin ABC&amp;apos;si" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/4cHTk6hC9oNF8nUbZBvdeL?utm_source=oembed"></iframe></p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/banu-carmikli-anlatti-sanat-koleksiyonerliginin-abcsi/">Banu Çarmıklı Anlattı: Sanat Koleksiyonerliğinin ABC&#8217;si</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet Ümit: Edebiyatla İlgilenmek İnsanlara Umut Işığı Sunmak Gibi</title>
		<link>https://radyogedik.com.tr/ahmet-umit-edebiyatla-ilgilenmek-insanlara-umut-isigi-sunmak-gibi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Radyo Gedik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 09:17:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Global Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Ümit]]></category>
		<category><![CDATA[Başkomser Nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun Saka]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[podcast]]></category>
		<category><![CDATA[polisiye]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Kredi Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Yırtıcı Kuşlar Zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://radyogedik.com.tr/?p=14000</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ahmet Ümit’in Başkomser Nevzat karakteri, Yırtıcı Kuşlar Zamanı ile okuyucularıyla buluştu. 1990&#8217;lı yıllardan itibaren Ahmet Ümit&#8217;in yazdığı polisiye romanlarda yer alan ve zamanla Türk okurlarının büyük ilgisini kazanan Nevzat, sadece bir dedektif değil, aynı zamanda derin insani yönleri olan, karmaşık bir karakter olarak öne çıkıyor. Başkomser Nevzat, Ahmet Ümit&#8217;in eserlerinde modern Türk toplumunun çeşitli yüzlerini [&#8230;]</p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/ahmet-umit-edebiyatla-ilgilenmek-insanlara-umut-isigi-sunmak-gibi/">Ahmet Ümit: Edebiyatla İlgilenmek İnsanlara Umut Işığı Sunmak Gibi</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet Ümit’in Başkomser Nevzat karakteri, Yırtıcı Kuşlar Zamanı ile okuyucularıyla buluştu. 1990&#8217;lı yıllardan itibaren Ahmet Ümit&#8217;in yazdığı polisiye romanlarda yer alan ve zamanla Türk okurlarının büyük ilgisini kazanan Nevzat, sadece bir dedektif değil, aynı zamanda derin insani yönleri olan, karmaşık bir karakter olarak öne çıkıyor. Başkomser Nevzat, Ahmet Ümit&#8217;in eserlerinde modern Türk toplumunun çeşitli yüzlerini ve toplumsal sorunlarını keşfetmeye yönelik bir araç olarak da kullanılır. Yırtıcı Kuşlar Zamanı da Başkomser Nevzat serisinin güncel sosyal problemleri en çok yansıtan kitabı olma özelliği taşıyor.</p>
<p>Füsun Saka ile Bi’nevi Sohbet programına konuk olan Ahmet Ümit, son kitabı Yırtıcı Kuşlar Zamanı’nı, Başkomser Nevzat’ı ve güncel çalışmalarını Radyo Gedik’te anlattı. “1982 yılında, ilk hikayemi yazmaya başladığımda, edebiyatın ne denli güçlü bir araç olduğunu bilmiyordum. O günden bugüne, 41 yıl geçti ve hala yazmaya devam ediyorum” diyen Ahmet Ümit, “İlk kitabımın 1989&#8217;da yayınlanmasıyla birlikte, yazarlık kariyerimde yeni bir döneme girmiştim. Şimdi ise 35 yıldır kitaplarımı okurlarla buluşturuyorum. Bu uzun süreç, birçok yazar için önemli bir başarıyken, benim için çok daha fazlası. Yazarlık, bir sürecin, bir yolculuğun adıdır. Çoğu yazar, bir roman çıkarmak için uzun yıllar çalışırken, ben üretkenliği ve hızla yazmayı tercih ettim. Kitap yazarken bitmeden yeni bir projeye başlamak benim için alışılmış bir şey. Bu, hayatımın bir ritmi haline geldi; edebiyatla, sanatla, hayatla olan ilişkimin de bir yansıtması” sözlerini kullandı.</p>
<p>Kitabın yayınlanması nedeniyle Türkiye’nin farklı noktalarında birçok etkinliğe katıldığını belirten Ümit, “60 gün boyunca, 30&#8217;a yakın etkinlik gerçekleştirdim. Bu etkinlikler yalnızca söyleşiler veya imza günleri değil, aynı zamanda okurlarla birebir buluşmalar. Yüzlerce, hatta bazen binlerce insanla bir araya geldim ve onlarla edebiyatı, sanatı konuştum. Bu tür etkinliklerin önemini sadece kendi adıma değil, Türkiye&#8217;deki genel sanat ve edebiyat ilgisini görmek açısından da çok değerli buluyorum” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Edebiyatla ilgilenmek insanlara umut ışığı sunmak gibi&#8221;</strong></p>
<p>İmza günlerinin 6-7 saat sürdüğünü, bine yakın katılımcının yer aldığı etkinliklere katıldığını belirten Ümit, bu durumun kendisine değil “Türkiye&#8217;deki sanata ve edebiyata duyulan büyük bir saygının göstergesi” olduğunu belirtti: “Bazen 7,5 saat ayakta bekleyen bir okurun karşısında durmak, gerçekten saygı duyulması gereken bir durum. O kadar uzun süre beklemek, yazarın sadece bir kitap değil, bir kültürün ve düşünce dünyasının parçası olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Benim için her bir okurla yapılan bu birebir temaslar, edebiyatın bir toplumda ne kadar güçlü bir bağ kurduğunu gösteriyor. Türkiye gibi kültürel anlamda zengin ama bazen çoraklaşmış bir ortamda, sanat ve edebiyatla ilgilenmek, insanlara hayatta bir umut ışığı sunmak gibi.”</p>
<p><strong>Polisiye türü hangi incelikleri taşıyor?</strong></p>
<p>“Polisiye türünde, anlatım tarzının önemli olduğunu” kaydeden Ümit, “Polisiye, sadece bir suç hikayesi anlatmak değil, aynı zamanda okuru merakta bırakacak bir atmosfer yaratmaktır. Bu türde bilgi aktarımının önemini biliyorum; konuya hakimiyetiniz, her bir detayın okura nasıl aktarılacağını çok iyi belirlemeniz gerekir. Bir polisiye yazarı olarak en büyük zorluklardan biri, karmaşık bir olayı ya da mitolojik bir konuyu, anlaşılır bir dilde, heyecan verici bir şekilde aktarmak. Bunu yapabilmek için konuya gerçekten derinlemesine hâkim olmanız gerekir. Ancak o zaman, yazdığınız her satır okura geçebilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Samimi bir dil kullanmak önemli&#8221;</strong></p>
<p>“Yazdığım her kitabın, okurla daha yakın bir bağ kurmak amacıyla yazıldığını düşünüyorum” ifadesini kullanan Ümit, “Herkesin kendi üslubu vardır, ben de kendi tarzımı buldum. Benim tarzımda, bir konuyu anlatırken, sanki bir sohbet ediyormuş gibi, doğrudan ve samimi bir dil kullanmak ön planda. Bu, okurlarla aramda bir güven yaratıyor ve bu güven, onların daha derin bir şekilde okumalarını sağlıyor” dedi.</p>
<p>Programın tamamını dinlemek için:</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: Bİ&amp;apos;NEVİ SOHBET-Ahmet Ümit: Çok satan değil, hep satan bir yazarım" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/0RO2NfJmiNYS529Qtj7TPj?utm_source=oembed"></iframe></p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/ahmet-umit-edebiyatla-ilgilenmek-insanlara-umut-isigi-sunmak-gibi/">Ahmet Ümit: Edebiyatla İlgilenmek İnsanlara Umut Işığı Sunmak Gibi</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sonbaharda Kalp Sağlığına Dikkat!</title>
		<link>https://radyogedik.com.tr/sonbaharda-kalp-sagligina-dikkat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Radyo Gedik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2023 09:44:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Global Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun Saka]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Özlem Esen]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://radyogedik.com.tr/?p=12823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar, okula başlangıç şehir yaşamına dönüş demek. Yazın sakin ve sıcak günlerinden sonbahara geçişte sadece zihnen değil bedenen de hazırlıklı olmak gerekiyor. İyilik Sağlık’a konuk olan Kardiyolog Prof. Dr. Özlem Esen, sonbahara geçişte kalp sağlığımızı korumamızın yollarını anlattı. Tatilin rahat günleri yerini sonbahar ile birlikte şehrin temposuna bırakıyor. Yazın, tatilin getirdiği rahatlık içerisinde diyetler bozulup [&#8230;]</p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/sonbaharda-kalp-sagligina-dikkat/">Sonbaharda Kalp Sağlığına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar, okula başlangıç şehir yaşamına dönüş demek. Yazın sakin ve sıcak günlerinden sonbahara geçişte sadece zihnen değil bedenen de hazırlıklı olmak gerekiyor. İyilik Sağlık’a konuk olan Kardiyolog Prof. Dr. Özlem Esen, sonbahara geçişte kalp sağlığımızı korumamızın yollarını anlattı.<br />
Tatilin rahat günleri yerini sonbahar ile birlikte şehrin temposuna bırakıyor. Yazın, tatilin getirdiği rahatlık içerisinde diyetler bozulup beslenmenin dozu kaçarken sonbahara girerken yaz alışkanlıklarını yaz mevsiminde bırakmak gerekiyor. Bu anlamda ruhen olduğu kadar bedenen de kendimizi sonbahara hazırlamamız, mevsim değişikliğine bağlı rahatsızlıkların önüne geçmemizi sağlıyor. Füsun Saka ile İyilik Sağlık’a konuk olan Kardiyolog Prof. Dr. Özlem Esen, kalbimizi sonbahara hazırlamamız için yapılması gerekenleri anlattı.</p>
<p><strong>Beslenmede en önemli ölçek denge</strong><br />
Mevsim değişikliklerinde tavsiye edilen diyet ve kürleri uygulamadan önce kişinin doktor kontrolü altında “durum tespiti” yapması gerektiğini söyleyen Esen, “Öncelikle ideal kilomuzdan ne kadar uzağız; kolestrol, yüksek tansiyon gibi değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı tespit etmemiz gerekiyor. Gluteni de aniden kesmek yerine azaltarak vücudu bu dönüşüme alıştırılmasını tavsiye ediyorum. Beyaz undan yapılmış gıdaların insülin direncimizi artırdığı bilinen bir gerçek. Fakat herkesin metabolizma dengesi kendine özgü ve tek bir çözümü herkese sunmak sağlıklı bir tavsiye olmaz. Ama genel olarak akşam saatlerinde tüketilen karbonhidrat içerikli gıdaları vücudumuz daha az oranda yakıyor. Dünyada yaygın olarak kabul gören ve kalp sağlığı için tavsiye edilen Akdeniz diyetinde de karbonhidrat bulunur. Burada anahtar kelime neyi ne kadar tükettiğimiz önemli. Örneğin 18 yaşından, 45 yaşına kadar sportif aktivitesi yerinde her gün bir yumurta yemesinde aslında bir sakınca görmüyoruz. Ama öte yandan yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp damar hastalığı olan kişilerin haftada 4 yumurta sarısını geçmemeleri gerekiyor.</p>
<p><strong>Spor öncesi hazırlık şart</strong><br />
Özellikle Temmuz ayında görülen rekor sıcaklıklar, spor ve fiziksel aktivitelerimizi de olumsuz etkiledi. Bu sebeple sonbahar açık havada vakit geçirmek için bir fırsat niteliğinde. Esen bu dönemin spor ve hareketlilik açısından disipline olmak için ideal olduğunu söyledi: “Havaların nispeten serinlemesi spor yapma açısından olumlu bir durum. Fakat burada da çok sert hareketlerden kaçınmak, vücudu alıştırarak antrenman yapmak gerekiyor. Aksi halde kondisyonu olmayan vücuda ani yükleme yapmak kas yorgunluğuna neden olacak. Hareketsizlik nedeniyle yağ oranının arttığı kas oranının azaldığı vücutta kas oranını artırıcı bir altyapı oluşturmadan yapılan yoğun egzersizler kas yorgunluğunu tetikler.”</p>
<p><strong>Yüksek tansiyon artık gençleri de etkiliyor</strong></p>
<p>Pandemiyi atlatsak da COVID aşılarının kalp rahatsızlıklarını tetiklediği iddiaları sadece Türkiye’de değil dünyada da konuşuluyor. Türkiye’nin kalp rahatsızlıklarında Avrupa birincisi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Esen, COVID aşılarının olumsuz etkilerine karşı Türkiye ve dünyada bu durumu kanıtlayan bir araştırmanın olmadığın vurguladı: “Pandemiyi nispeten aşılar sayesinde sağlıklı bir şekilde atlattık. Bundan dolayı aşı olup kalp rahatsızlığı yaşayan veya bu nedenle hayatını kaybeden kişilerin sağlık geçmişlerine bakmak gerekiyor.”<br />
Genellikle yaşlılıkla özdeşleştirilen yüksek tansiyon rahatsızlığının gençlerde görülme oranının yükseldiğine değinen Esen şunları söyledi: “İdeal tansiyon oranı 14-9’dur. Eğer bu değerden yüksek bir oran sık görülürse yüksek tansiyon teşhisi koyulabilir. Ama bu hemen ilaç kullanmanız gerektiği anlamını taşımıyor. Aynı şekilde dengesizlik ve görmede bulanıklık durumlarında doktor kontrollerine gitmek akla gelse de en basitinden tansiyon ölçmek akla gelmiyor. Türkiye’de yüksek tansiyonun görülme sıklığının yüzde 30’a dayandığını unutmamak gerekiyor.</p>
<p>Programın tamamı İstanbul Gedik Üniversitesi YouTube sayfasında.</p>
<p><iframe title="Sonbaharda Kalbinize Dikkat edin!" width="1170" height="658" src="https://www.youtube.com/embed/sbuROasnL0g?start=58&#038;feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe></p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/sonbaharda-kalp-sagligina-dikkat/">Sonbaharda Kalp Sağlığına Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Doğan Kalafat olası İstanbul depremi hakkında konuştu</title>
		<link>https://radyogedik.com.tr/prof-dr-dogan-kalafat-olasi-istanbul-depremi-hakkinda-konustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Radyo Gedik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Sep 2023 10:25:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Global Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Doğan Kalafat]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun Saka]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kandilli Rasathanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Marmara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://radyogedik.com.tr/?p=12776</guid>

					<description><![CDATA[<p>İyilik Sağlık&#8217;a konuk olan Doç. Dr. Doğan Kalafat, beklenen İstanbul depreminin büyüklüğü ve etkileyeceği bölgeleri anlattı. Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen 6 Şubat depremleri, Türkiye’nin deprem gerçeğini tekrar hatırlattı. Özellikle 1999 Marmara depreminden günümüze alınmayan önlemler İstanbul’u tehdit ederken yaşanması beklenen İstanbul depreminin ne zaman ve hangi şiddette yaşanacağı da merak konusu. Füsun Saka ile [&#8230;]</p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/prof-dr-dogan-kalafat-olasi-istanbul-depremi-hakkinda-konustu/">Doç. Dr. Doğan Kalafat olası İstanbul depremi hakkında konuştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İyilik Sağlık&#8217;a konuk olan Doç. Dr. Doğan Kalafat, beklenen İstanbul depreminin büyüklüğü ve etkileyeceği bölgeleri anlattı.</p>
<p>Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen 6 Şubat depremleri, Türkiye’nin deprem gerçeğini tekrar hatırlattı. Özellikle 1999 Marmara depreminden günümüze alınmayan önlemler İstanbul’u tehdit ederken yaşanması beklenen İstanbul depreminin ne zaman ve hangi şiddette yaşanacağı da merak konusu. Füsun Saka ile İyilik Sağlık’a konuk olan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem İzleme Merkezi Müdürü Doç. Dr. Doğan Kalafat, Türkiye’de deprem riskini anlattı.</p>
<p><strong>Beklenen Marmara depreminin büyüklüğü kaç olacak?</strong></p>
<div id="attachment_12777" style="width: 394px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-12777" class="wp-image-12777" src="http://radyogedik.com.tr/wp-content/uploads/2023/09/1677016752735-dfdfddf.jpg" alt="" width="384" height="216" srcset="https://radyogedik.com.tr/wp-content/uploads/2023/09/1677016752735-dfdfddf.jpg 1152w, https://radyogedik.com.tr/wp-content/uploads/2023/09/1677016752735-dfdfddf-300x169.jpg 300w, https://radyogedik.com.tr/wp-content/uploads/2023/09/1677016752735-dfdfddf-1024x576.jpg 1024w, https://radyogedik.com.tr/wp-content/uploads/2023/09/1677016752735-dfdfddf-768x432.jpg 768w" sizes="(max-width: 384px) 100vw, 384px" /><p id="caption-attachment-12777" class="wp-caption-text">Doç. Dr. Kalafat depremin büyüklüğünün 7.2 olarak yaşanabileceğini söyledi.</p></div>
<p>1999 Marmara depreminin öncesinde yaşanan depremleri sıralayan Doç. Dr. Doğan Kalafat, “1939 Erzincan depreminden itibaren Anadolu fay zonunun keşfiyle birlikte ‘tetiklenmiş depremler’ yaşandığını görüyoruz. 1942, 1943, 1944, 1950’li yıllarda büyük depremlerin göçünü görüyoruz. Son olarak da 1967’de Adapazarı Mudurnu Vadisinde yaşanan depremi örnek olarak verebiliriz. Depremlerin göçü demek, büyük depremlerin birbirini tetikleyerek batıya doğru ilerlemesi anlamına geliyor. Bu yüzden de 1999 öncesi Marmara Bölgesini yakından takip ediyorduk. 17 Ağustos depreminden sonra yaşanması beklenen depreme dair gördüğüm, Marmara’da doğu-batı doğrultulu, Büyükçekmece açıklarından Mürefte açıklarına kadar batıya uzanan 70 km’lik bir parça var. Buranın depremselliğine baktığımızda da çok net bir hazırlık aşamasında olduğunu görüyorum. Bu gibi büyük fay zonlarından büyük deprem olmadan önce bir hazırlık aşaması oluyor. Bu aşamayı iyi analiz edersek, yaşanabilecek depremleri de görebiliyoruz. Buna dayanarak Marmara’da yaklaşık 7.2’lik bir deprem bekleniyor” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Deprem tahminini herkes yapabilir&#8221;</strong></p>
<p>Marmara’da yaşanacak olası depreme dair medyada konuşulanların eksik olduğunu belirten Kalafat, “Rasathanenin internet sitesinde yaşanan tüm depremlerin kayıtları erişilebilir. Ortalama olarak günde 50 deprem yaşanıyor. İki günde bir 3’ün üzerinde, aylık ise 5’in üzerinde iki deprem gerçekleşiyor ortalama olarak. Tüm bu verilere bakarak herkes deprem tahmininde bulunabilir. Fakat deprem tahmini ile depremlerin önceden belirlenmesi aynı şey değil. Depremlerin önceden belirlenebilmesi için 3 soru; nerede, ne zaman, ne büyüklükte soruların hata payları gözetilerek uzun süreli gözlemlerle yanıtlanması gerekiyor. Marmara’da beklenen deprem için ise ne zaman olacağını söylememiz söz konusu değil. Bunun için de geçmişte yaşanan depremlere bakarak tekrarlama periyotlarına bakabiliyoruz. 7 büyüklüğünde bir deprem 50 yılda yüzde 75,  90 yılda yüzde 95 olasılıkla yaşanabilir.  Ama bu hiçbir zaman, bu depremin 50 yıl içinde yani 2050&#8217;ye kadar olacağını bize ifade etmiyor. Bize verdiği mesaj ise riskin yüksek olduğu. Bunun için de şehri deprem dayanıklı hale getirmek gerekiyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dolgu alanları tehlike oluşturuyor</strong></p>
<p>Depremin deniz içinde yaşanmasının beklendiği paylaşan Kalafat, bu durumun depremin yıkıcı etkisini azaltabileceğini ama sahil kesiminde zemini ve yapısı kötü olan binaların ise yıkılacağını ekledi: “Zeminin yumuşak olduğu eski dolgu alanları da etkilenecek bölgeler arasında. Burada Tuzla’dan Avcılar’a doğru uzanan bir risk bölgesi olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle Avcılar’ın zemin sorunu da hasar sorununu artırabilir.</p>
<p>Programın tamamı Radyo Gedik podcast kanallarında. Dinlemek için:</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: İYİLİK SAĞLIK - Prof. Dr. Doğan Kalafat Türkiye&amp;apos;nin Deprem Gündemini Anlatıyor" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/0r9a9PjdU1zOwDaDtfTfBN?utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/prof-dr-dogan-kalafat-olasi-istanbul-depremi-hakkinda-konustu/">Doç. Dr. Doğan Kalafat olası İstanbul depremi hakkında konuştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;da Hastaneler Depreme Ne Kadar Hazır?</title>
		<link>https://radyogedik.com.tr/istanbulda-hastaneler-depreme-ne-kadar-hazir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Radyo Gedik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 13:08:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Global Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun Saka]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://radyogedik.com.tr/?p=12251</guid>

					<description><![CDATA[<p>Füsun Saka ile İyilik Sağlık’a konuk olan Türk Tabipleri Birliği Büyük Kongre Delegesi Dr. Güray Kılıç, İstanbul’da sağlık kuruluşlarının depreme karşı dayanıklılık durumunu anlattı. Kılıç&#8217;a göre İstanbul&#8217;da hastanelerin çoğu afetlerde hizmet veremeyecek durumda. &#160; 6 Şubat’ta yaşanan depremler, konut güvenliği olduğu kadar hastane, okul, idari binalar gibi kritik merkezlerin de afetlere karşı dayanıklı olmasının önemini [&#8230;]</p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/istanbulda-hastaneler-depreme-ne-kadar-hazir/">İstanbul&#8217;da Hastaneler Depreme Ne Kadar Hazır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Füsun Saka ile İyilik Sağlık’a konuk olan Türk Tabipleri Birliği Büyük Kongre Delegesi Dr. Güray Kılıç, İstanbul’da sağlık kuruluşlarının depreme karşı dayanıklılık durumunu anlattı. Kılıç&#8217;a göre İstanbul&#8217;da hastanelerin çoğu afetlerde hizmet veremeyecek durumda.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>6 Şubat’ta yaşanan depremler, konut güvenliği olduğu kadar hastane, okul, idari binalar gibi kritik merkezlerin de afetlere karşı dayanıklı olmasının önemini gösterdi. Deprem esnasında hastanelerde tedavi gören birçok hasta deprem nedeniyle hayatını kaybederken afet durumunda en fazla ihtiyaç duyulan sağlık görevlileri de dayanıksız hastaneler yüzünden enkaz altında kaldı. 1999’dan beri büyük bir deprem bekleyen İstanbul’da başta hastaneler olmak üzere sağlık merkezlerinin afetlere dayanıklılığı da diğer bir merak konusu oldu. Füsun Saka ile İyilik Sağlık programına konuk olan Türk Tabipleri Birliği Büyük Kongre Delegesi Dr. Güray Kılıç İstanbul’da hastanelerin depreme dayanıklılığına dair bilgi verdi.</p>
<p><strong>Antakya&#8217;da Sağlam Hastane Kalmadı</strong></p>
<p>Dr. Güray Kılıç, yaşanan depremlerde bölgedeki sağlık kurumlarının durumunu anlattı: “Antakya ve İskenderun’da ayakta kalmış tek bir sağlık kurumu yok. İskenderun Devlet Hastanesi için 2013’te yıkım kararı verilmişti. Fakat Sağlık Bakanlığı bu konuda hiçbir girişimde bulunmadı. Yine aynı bölgede inşa edilen Şehir Hastanesi de yeterli hizmeti veremiyor, bahçesinde tedavilere devam ediliyor. Burası da şehre uzak olduğu için yeterince verimli kullanılamadı”.</p>
<p><strong>Çürük Binalar Yıllarca Hizmet Verdi</strong></p>
<p>İstanbul’daki sağlık kurumlarının büyük çoğunluğunun depreme dayanıklı olmadığını belirten Kılıç, “Tarihi binaların dışında depreme dayanıksız birçok bina yıllar boyu hastane olarak kullanıldı. Ve bu binaların depreme dayanıklı olmadığı da biliniyordu. Örneğin Cerrahpaşa için 1980’lı yıllarda inşa edilen binalar henüz yakın zamanda yıkıldı. 20 yıl görev yaptığım Haydarpaşa Numune Hastanesi’nin binası da depreme dayanıksız olmasına rağmen yıllarca hizmet verdi. Ve yıllar boyu bu binaların deprem dayanıklılık raporlarını göremedik. Siyami Hersek Hastanesi’nin eski binaları da dayanıksız” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Cerrahpaşa&#8217;nın Durumu Belirsizliğini Koruyor</strong></p>
<p>İstanbul’da yeni hastane binalarının da açıldığını söyleyen Kılıç, “En çok var olan eğitim ve araştırma hastanelerinde görülüyor. Buralardaki eski binaların yıkılmasından sonra ortaya çıkan arazinin ranta kurban gitme endişesini taşıyoruz. Örneğin Cerrahpaşa Tıp Fakültesi şu anda yok. Maraş depremi sonrası rektörlüğün aldığı kararla tıp eğitimi ve sağlık hizmeti durduruldu. Üniversitelerde çevrimiçi derslerin başlamasıyla alınan bu karara rağmen stajyer öğrencilerin eğitim alacağı bir yer bulunmuyor. Bu binaların yıkılması için 2010’da karar çıkmıştı. Fakat deprem sonrasında alınan ani kararla bir gecede binalar boşaltıldı. Alınan bu kadar uygulanması için geç kalınan bir karar oldu ve burada tüm öğrenci ve akademisyenler mağdur edildi. Çapa şu anda Hasdal’a taşınması planlanıyor. Cerrahpaşa için ise tamamen belirsizlik söz konusu&#8221; dedi.</p>
<p>Programın tamamını buradan dinleyebilirsiniz:</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: İYİLİK SAĞLIK-Hastaneler Depreme Ne Kadar Hazır?" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/1KrzJ7d1b3qDU4eY1ivM4n?utm_source=oembed"></iframe></p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/istanbulda-hastaneler-depreme-ne-kadar-hazir/">İstanbul&#8217;da Hastaneler Depreme Ne Kadar Hazır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nohut Cipsinden Yosun Salatasına Alternatif Beslenmede Yeni Trendler</title>
		<link>https://radyogedik.com.tr/nohut-cipsinden-yosun-salatasina-alternatif-beslenmede-yeni-trendler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[abayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2023 11:45:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Global Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun Saka]]></category>
		<category><![CDATA[gastronomi]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[mutfak]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://radyogedik.com.tr/?p=11648</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde diyet yapmak sadece zayıflamak anlamına gelmiyor. Formumuzu korumanın yanında vücudun ihtiyacı olan besinleri almak da önem kazanıyor. Bunun için deniz yosunununda kuru baklagil cipslerine farklı alternatifleri bulmak da mümkün. İyilik Sağlık’a konuk olan Diyetisyen Esra Şahin alternatif gıdaların soframızdaki yerini anlattı. &#160; Diyet yapmak çoğunlukla alışılmış tatlardan uzaklaşılacağı için korkutucudur. Porsiyonları azaltmak, daha çok [&#8230;]</p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/nohut-cipsinden-yosun-salatasina-alternatif-beslenmede-yeni-trendler/">Nohut Cipsinden Yosun Salatasına Alternatif Beslenmede Yeni Trendler</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde diyet yapmak sadece zayıflamak anlamına gelmiyor. Formumuzu korumanın yanında vücudun ihtiyacı olan besinleri almak da önem kazanıyor. Bunun için deniz yosunununda kuru baklagil cipslerine farklı alternatifleri bulmak da mümkün. İyilik Sağlık’a konuk olan Diyetisyen Esra Şahin alternatif gıdaların soframızdaki yerini anlattı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Diyet yapmak çoğunlukla alışılmış tatlardan uzaklaşılacağı için korkutucudur. Porsiyonları azaltmak, daha çok su içmek diyet yapan kişileri zorlamasa da yiyeceği yemeklerin lezzetindeki azalma diyetten kolayca vazgeçebilmeyi akla getirebiliyor. Alışılagelen patates cipsine alternatif olan kuru baklagil cipsleri, çim ve yosun salataları form korumanın yanında damak tadımızı da zenginleştiriyor. Füsun Saka ile İyilik Sağlık’a konuk olan Diyetisyen Esra Şahin alternatif gıdaların soframızdaki yerini anlattı. Dünyada sağlıklı beslenme trendlerine olan ilginin arttığını söyleyen Şahin, “Sağlıklı beslenme yanında karbon ayak izini düşürme çabası da söz konusu. Örneğin bir etin üretimi için hayvanın yetiştirilmesinden işlenmesine kadar tüm bu işlemlerde karbon ayak izi oldukça yüksek. Etin yanında yüksek proteini olan bitkisel gıdalar da var. Örneğin kenevir, kuru baklagillerden börülce ve barbunyanın proteini oldukça yüksek. Badem, fındık, fıstık ve ceviz hem yağ hem de protein açısından oldukça değerli. Bir besinin tohum hali, meyve ve sebze halinden çok daha besleyicidir.”</p>
<p><strong>Yosun Yemek Normalleşiyor</strong></p>
<p>Alternatif bir gıda maddesi olan yosunun oldukça yaygınlaştığını söyleyen Şahin, “Sofrada tüketilen yosun Marmara’da veya Karadeniz’deki yosunlar değil. Okyanuslardan elde ediliyor. Hint kökenli Ayurvedik beslenmenin önemli bir parçası. B12, B6 vitaminleri açısından çok zengin. Ve kırmızı et kadar protein olduğu bulundu. Yosundan makarnalar yapılmaya da başlandı hatta kızarması da yapılıyor. Halihazırda da yosun salataları yaygın bir şekilde tüketilmeye başlandı.”</p>
<p><strong>&#8220;Sebze Cipsleri Masum Değil&#8221;</strong></p>
<p>Patates ve mısır cipslerine alternatif olarak tarhana ve kuru baklagil cipslerini öneren Şahin, “Kızartılmayıp fırınlanması ve içerdiği bitkisel zenginlik ile alternatif olabilir. Sebze cipsleri ise sebzenin hamur şekline getirilmesi ile yapılıyor. Fakat cips yapmak için yüksek sıcaklıklarda pişirmek gerekiyor ve sebzeler de yüksek sıcaklıklarda besin değerini yitiriyor” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Zeytinyağı Yüksek Isıda Kanserojen Hale Geliyor&#8221;</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenme uğruna yapılan yanlışları sıralayan Şahin, “Zeytinyağı, soğuk sıkımla elde edilen bir yağ ve yüksek sıcaklıklardaki pişirme işlemlerine uygun değil. Fırında pişirme, kızartma ve kavurma işlemleri için asla uygun değil. 180 dereceyi aşan sıcaklıklarda kanserojen olmaya başlıyor. Bazı besinler çiğ tüketilmeli, bazıları ise soğuk tüketilmeli. Zeytinyağı da soğuk tüketilmesi gereken bir gıda” diye ekledi.</p>
<p><strong>Kenevir Unutulan Bir Besin Değeri</strong></p>
<p>Çedene diğer ismiyle kenevir, yakın zamana kadar sofralarda tüketilen bir tohum türü. Şahin, kenevirin de alternatif gıdalar arasında faydalı olduğunu söylüyor, “Gün içerisinde kasların rahatlaması için oldukça faydalı. Bulgur gibi pişirilebiliyor. Bizim topraklarımızda yetişen fakat unutturulmuş bir besin. Kenevirin uyuşturucu olduğu algısı yüzünden uzak duruluyor. Halbuki kanser tedavisinden tutun, yapraklarından peçete yapılmasına kadar birçok faydası var.</p>
<p>Programın tamamını Radyo Gedik Spotify ve <a href="https://soundcloud.com/radyogedik/iyilik-saglik-esra-sahin">Soundcloud</a>’dan dinleyebilirsiniz.</p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/nohut-cipsinden-yosun-salatasina-alternatif-beslenmede-yeni-trendler/">Nohut Cipsinden Yosun Salatasına Alternatif Beslenmede Yeni Trendler</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psk. Yılmaz: &#8220;Değersizlik Sendromu Kapitalizmin Getirisi&#8221;</title>
		<link>https://radyogedik.com.tr/psk-yilmaz-degersizlik-sendromu-kapitalizmin-getirisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[abayraktar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Dec 2022 10:45:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Global Featured]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[Değersizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun Saka]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://radyogedik.com.tr/?p=11443</guid>

					<description><![CDATA[<p>Füsun Saka ile İyilik Sağlık’a konuk olan Klinik Psikolog, Psikoterapist Ayşe Coşkun Yılmaz değersizlik duygusunu, nedenlerini ve tedavisini anlattı. Değer ve değersizlik kavramlarının aslında bir tür illüzyon olduğunu söyleyen Yılmaz, değersizlik hissi denilse de aslında bu bir sendromdur&#8221; diyor. Aile ve arkadaş çevresindeki yetersiz iletişim, çalışma hayatındaki sorunlar gibi birçok olumsuz etken kişinin değersiz hissetmesine [&#8230;]</p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/psk-yilmaz-degersizlik-sendromu-kapitalizmin-getirisi/">Psk. Yılmaz: &#8220;Değersizlik Sendromu Kapitalizmin Getirisi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Füsun Saka ile İyilik Sağlık’a konuk olan Klinik Psikolog, Psikoterapist Ayşe Coşkun Yılmaz değersizlik duygusunu, nedenlerini ve tedavisini anlattı. Değer ve değersizlik kavramlarının aslında bir tür illüzyon olduğunu söyleyen Yılmaz, değersizlik hissi denilse de aslında bu bir sendromdur&#8221; diyor.</p>
<p>Aile ve arkadaş çevresindeki yetersiz iletişim, çalışma hayatındaki sorunlar gibi birçok olumsuz etken kişinin değersiz hissetmesine yol açıyor. Daha iyi hissetmeye ve anda kalarak daha verimli ve mutlu olmaya çalışmak ise değersiz hissetmeye karşı bir çözüm olarak sunuluyor.</p>
<p><strong>Doğada Değersiz Hisseden Tek Varlık İnsan</strong></p>
<p>Günlük hayatın bir parçası olan değersizlik hissi ile nasıl başa çıkılabileceğini açıklayan Klinik Psikolog, Psikoterapist Ayşe Coşkun Yılmaz; çaresizlik ve yetersizlik hislerinin değersizleşmeye neden olabileceğini söylüyor: “Bu tür duygular değersizliğe yol açabiliyor. Fakat doğada açıklaması olmayan bir kavram değersiz hissetme. Örneğin bir gül, orkideden daha değersiz hissediyor olabilir mi? Veya bir tekir kedi, siyam kedisinden aşağıda olduğunu hisseder mi? Tüm bunları biz yakıştırıyoruz aslında. İnsan doğa karşısında o kadar zayıf ve bakıma muhtaç ki, ilk ihtiyacı korunmak, beslenmek ve hayatta kalmak oluyor. Ve bunlara hemen sahip olanlar daha güçlü oluyor. Değerli olma çabası da buradan geliyor. Sanayi Devrimi ile öznesinden uzaklaşıp nesneleşen insan, değer ve değersizlik kavramlarıyla tanışıyor. Vahşi kapitalizm ile birlikte paraya sahip olan insan, başka insanları dahil olmak üzere her şeyi satın alabiliyor. Ve insan ruhu bu durumu kabul edemiyor, art arda ihtilaller patlak veriyor. Nitekim psikoloji alanındaki kuramlar da o yıllarda artıyor. Hem psikoloji hem felsefede insanın biricikliğine dair söylemler geliştiriliyor” dedi.</p>
<p><strong>Anneden Çocuğa Geçebiliyor</strong></p>
<p>Değersizliğin bir sendrom olarak nitelenmesi gerektiğini söyleyen Yılmaz, “İnsan çevre içinde yeterince görülmez, kendini geliştirmez veya varlığını sürdürmezse hastalanıyor. Bu sendrom bazen anne karnında başlıyor. Anneden bebeğe geçiyor. Eğer annenin yaşam döngüsünde o dönem mutsuzluk ve huzursuzluk varsa bebeğe de geçiyor. 3 yaşında konuşmaya başlasa da insan anne karnından itibaren iletişime açık. Çocuk kendi varlığını sorgulayarak ‘Benim burada bulunmam annemi mutsuz hissettiriyor’ şeklinde düşünebiliyor. Annenin mutsuzluk hali geçse de çocuk bir yandan iyi ve değerli olduğunu bilse de bir yandan değersizlik sendromu içinde olabiliyor. Çocuklar ya insanlara kendisini sevdirmeye çalışıyor ya ağlama krizlerine giriyor ya da donuk bir durumda oluyor. 0-1 yaş arasında yaşanan olayların çocuklara etkisi farklıdır, 3-5 yaş arasındaki farklı. Nevrozlar 3-5 yaşından sonra yaşanan sorunlardan kaynaklı olur ki bu da bizim alanımıza giriyor. 0-3 yaş arasında yaşanan sorunlar ve kayıplar ise tamamen bir boşluğa sebep olduğu için ağır travmalara yol açıyor. Çocuğun kişiliğinin gelişmesinde genel olarak 0-5 yaş aralığı çokça önemli” diye ekledi.</p>
<p><strong>Özellikle Orta Yaş ve Sonrası Kritik</strong></p>
<p>Değersizlik hissinin göstergelerine değinen Yılmaz, “Ekonomik gelire oranla daha pahalı ürünler satın almak, dış görünümle çok uğraşmak, çok çalışmak gibi göstergeleri var. Fakat bulunulan topluluğa göre değersizlik sendromu kendini gösterir. Örneğin muhafazakar çevrede din konusunda çok bilgili olma çabası değer görür ve değersizlik hisseden kişi başkalarının takdirini kazanmak için bu konuda çaba sarf eder. Veya istemediği halde çevresi tarafından takdir göreceği davranışları yapmak bunun göstergesidir. Fedakarlıklar yapmak, hayatında sürekli farklı şeyler denemek, aynı şekilde hiçbir şeyi umursamamak da değersizlik sendroma yol açar. Bir yandan kişi kendini geliştirmek için çabalar ama orta yaştan sonra ruhsal sorunlar ve boşluklara yol açar. Mutsuzluk içinde olunur ve mutsuzluk vermeye yok açar&#8221; diye ekledi.</p>
<p>Klinik Psikolog, Psikoterapist Ayşe Coşkun Yılmaz&#8217;ın konuk olduğu Füsun Saka ile İyilik Sağlık&#8217;ı buradan dinleyebilirsiniz:</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: İYİLİK SAĞLIK / Değersizlik Duygusu ile Nasıl Başa Çıkarız?" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/3mO85qyAp61f0gNjL3Q6NU?si=26bed17c9b184ea9&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p><a href="https://radyogedik.com.tr/psk-yilmaz-degersizlik-sendromu-kapitalizmin-getirisi/">Psk. Yılmaz: &#8220;Değersizlik Sendromu Kapitalizmin Getirisi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://radyogedik.com.tr">Radyo Gedik</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
