Haydarpaşa’nın İzinde Kayıp Yıllar Haydarpaşa Kitabı’nda
Written by Ece Çokal on 6 Aralık 2021
Kadıköy Belediyesi Kültür Yayınları imzasıyla yayımlanan Haydarpaşa Kitabı, mekan ve mücadele ekseninde Haydarpaşa Garı’nın tarihine odaklanıyor. Gardaki sendikal mücadelelerin, kentsel dokunun ve tarihini de kapsayan çalışmayı kitabın editörü Ayça Yüksel, Baykuşun Güncesi’nde anlattı
Haydarpaşa Garı, şehrin merkezinde kalmış, fakat son dönemde yaşanan pandemi, ekonomik zorluklar sebebiyle bir nebze unutulmuş bir köşe. Her İstanbullunun ve İstanbul’a bir kez bile uğramış olanların yaşamında önemli bir yer tutan Haydarpaşa Garı, özelleştirme düşüncesiyle birçok defa mücadele etmiş, yangınlara karşı dimdik ayakta duruyor. II. Abdülhamid’in talimatıyla Alman mimarlar Otto Ritter ve Hellmuth Cuno tarafından tasarlanan gar, 1908’de açıldığında sadece bir gar değil aynı zamanda Almanlar tarafından inşa edilen Bağdat Demiryolunun da ana noktası olarak düşünüldü. 1917’de Dünya Savaşı sırasında sabotaja uğrayan gar, 1979’daki tanker patlaması sonucu zarar gördü. Garın son geçirdiği felaket ise 2,5 saat süren 2010’daki yangın oldu. 2013’te tren seferlerinin tamamen durdurulmasıyla Haydarpaşa Garı’nın otel, alışveriş merkezi yapılması projeleri tekrar gündeme getirildi. Çünkü Haydarpaşa’nın gar işlevinden çıkarılması için bu teklif ilk olmadı. 2004 yılında Haydarpaşa Port projesi Haydarpaşa Garı’nı otel, alışveriş merkezi ve müzeye dönüştürülmesi ve arkasında yüksek katlı 7 binanın dikilmesi tasarısını içeriyordu. Kent hafızasında önemli bir yere sahip olan garın dönüştürülmesi düşüncesi şu an için engellense de 2016’dan beri süren restorasyon sonrası ne olacağı hala belirsiz. Bu süreci Mekan Krizi, Kentsel Gündelik Yaşam ve Mücadelenin Mekanı ana başlıklarında ele alan Haydarpaşa Kitabı, Kadıköy Belediyesi Kültür Yayınları’nın akademi dizisinden çıkan ilk kitabı. Haydarpaşa Kitabı’nı, Baykuşun Güncesi’ne konuk olan editör Ayça Yüksel, Radyo Gedik dinleyicilerine anlattı.

Haydarpaşa Kitabı Editör: Ayça Yüksel 564 Sayfa Kadıköy Belediyesi Kültür Yayınları 2021
Mart 2020’de düzenlenen bir açık çağrıyla içeriği oluşturulan kitabı Ayça Yüksel şu şekilde anlattı: “Kitap sadece Haydarpaşa Garı’nı değil çevresini de mekan, mimari, sendikal mücadele, kentsel muhalefet, sinema ve arkeoloji alanlarında ele alıyor. Kitabın özgün noktalarından birisi, kitaptaki yazarların Haydarpaşa ile özel bir ilişkisi var. Yazılar akademik içerikte olduğu kadar duygusal bağları da içeriyor.”
Dayanışmanın İnadı Etkiledi
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sosyoloji bölümünde yüksek lisans yaparken kent mücadeleleri üzerine çalışmaya karar veren Ayça Yüksel, Haydarpaşa Garı üzerine sürdürülen mücadelenin dikkatini çektiğini ve gar üzerine çalışmak istediğini kaydetti: “İnatçılığı, kararlılığı ve hala devam eden bir direniş olması bakımından Haydarpaşa Garı’nı çalışmaya karar verdim. Bu mücadele ile tanışmam bir yandan benim için bir dönüm noktası oldu. Uzun süredir hayatımızdan uzakta olan Haydarpaşa Garı bu sayede tekrar hayatıma girdi.”
Garın Canlı Tanıkları
Kitapta demiryolu çalışanlarıyla gerçekleştirilen röportajlar da yer alıyor. Röportajlarda yer alan Ayça Yüksel kitapta demiryolcularla yapılan görüşmelerin önemini şu şekilde anlattı: “Hem demiryolcular, hem aktivistler hem de akademisyenleri bu kitapta bir araya geldi. Bu kitabı farklı kılan özelliklerden birisi de bu. Kitapta görüştüğümüz demiryolcular Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası ve Haydarpaşa Dayanışması üyeleri. Bir kısmı hala çalışıyor, bir kısmı emekli. Birçok anlamda Haydarpaşa Garı’nı bizlerden daha iyi tanıyan kişiler.”
Taşeronlaşma Ruhu Öldürüyor
TCDD’nin özelleştirilmesi düşüncesinin 1990’lı yıllarda hazırlanan raporlarla arttığını söyleyen Yüksel, kurumun özelleştirilme isteği ile Haydarpaşa Garı’nın dönüştürülme isteğinin birbirine bağlantılı olduğunu belirtti: “90’lı yıllarda Kanadalı bir firmaya hazırlatılan raporda “Daha fazla kazanç için taşınmazların daha karlı bir şekilde işletilmesi için dönüştürebilirsiniz” deniyor. Ayrıca turistik tren hatları ve hızlı tren hatları konusunda da tavsiyeler var. Bugün bu tasarılar çoğunlukla gerçekleştirildi. Röportaj yaptığımız demiryolculardan Tugay Kartal’ın dediği gibi “demiryolculuk” kültürü ve bu kültürün getirdiği dayanışma ruhu günümüzde taşeronlaşma ile devam ettirilemiyor. Bu taşeronlaşma ile çalışanlar kuruma aidiyet hissetmeden çalışmaya devam ediyor.”
Mega Projelerin Başlangıcı
2004 tarihinde Haydarpaşa’nın ‘Manhattanlaştırılmak’ istendiğini söyleyen Ayça Yüksel, “Garın arkasında 7 tane gökdelen yapılarak yeni bir çehre tasarlandı. Fakat bu tasarı bölgenin coğrafi yapısına, kültürüne ve belleğine tamamen uyumsuz. Bu proje sonrasında Haydarpaşa sürekli özelleştirmelerle, otel ve AVM projeleriyle anılmaya başlandı. Hem de özellikle İstanbul’da görülen üçüncü köprü, üçüncü havalimanı gibi mega projelerin de bir başlangıcı niteliğinde. Venedik’i andıran kanalları içeren bir başka tasarı da gündeme gelmişti. 2013’te İstanbul, Olimpiyat Oyunları’na aday olduğunda Haydarpaşa Garı da oyunlar bahane gösterilerek dönüştürülmeye çalışıldı. Tüm bu tasarıların gerçekleşmemesi de günümüzde de her Pazar gardaki nöbetlerine devam eden Haydarpaşa Dayanışması sayesinde oldu.”
Kadıköy Belediyesi Kültür Yayınları’ndan çıkan Haydarpaşa Kitabı’nın editörü Ayça Yüksel’in konuk olduğu Baykuşun Güncesi’ni buradan izleyebilirsiniz: